Seyahatkampanyasi.com
Güncel Fırsatlar Kaçan Fırsatlar Şehir / Beldeler Kampanya arama Üye girişi / Üye ol
 
Tüm Liste için tıklayın




Kampanyaları bana haber ver
Seyahat kampanyasının
ayrıcaklarını paylaşın

twitterdan takip edin
 
 
Kopenhag
Paylaş


Neden gitmeli?

Kopenhag, tıpkı diğer İskandinavya şehirleri gibi ilk görüşte aşık olacağınız bir şehir olmasa da, kenti anlamak için sokaklarını karış karış keşfetmek de gerekmiyor, sadece biraz yürüyün yeter! Her adımda karşınıza çıkan büyüleyeci saraylar, irili ufaklı heykeller, sanat galerileri bu soğuk kuşakta insanların kendilerini nasıl da sanata adadıklarının ispatı.


Öyle uzak durduğuna bakmayın, soğuk kuşağın sıcak şehri Kopenhag; dünyanın dört bir yanından insanı bağrına basmış. Kocaman gri bulutların altında her kültür var; diliyle, sanatıyla, mutfağıyla... Kuzey`in soğuğuna inat, her daim gülümseyen yüzler sadece yüksek hayat standartlarının değil, sıcakkanlılığın da işareti!


Biraz tarih...

Viking çağlarında balıkçı kasabası olan Kopenhag`ın kaderi, 1167 yılında Ortaçağ savaşçısı Bishop Absalon`un fethiyle değişti ve Kuzey`in en önemli ticaret limanı haline geldi. Kobenhavn; Koben `ticaret`, Havn ise `liman` anlamına geliyor.


Kuzey Avrupa`da, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi arasında konumlanan Danimarka bir ana yarımada, Jutland bölgesi ve 406 adadan oluşuyor. Başkent Kopenhag, ülkenin ve İskandinavya`nın en büyük kenti ve 5.3 milyonluk Danimarka nüfusunun 1.7 milyonunu barındırıyor.


İstikrar ve demokrasi ile Vikingler döneminden itibaren tanışan Danimarka`nın tek meclisli parlamentosu `Folketing``in 179 üyesinin yüzde 30`u kadınlardan oluşuyor. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, NATO ve Nordik Konseyi üyesi ülke, dünyanın en eski Monarşisi.


Sunduğu hayat standartları, insan hakları ve özgürlüklere saygısıyla ünlü Danimarka`da, hemen her din, dil ve ırktan insana rastlamak mümkün. Büyük çoğunluğunun Protestan mezhebine bağlı Danish State Church`e (Danimarka Devlet Kilisesi) bağlı olduğu Danimarka halkı, Hıristiyanlık`la 1536 reformu ile tanıştı. Avrupa`nın en eski Monarşisi, Kraliyet Ailesi`nin ilk beş jenerasyonu Viking iken, sonra Hıristiyanlık`a geçti.


Tüm dünya metropolleri gibi Kopenhag da, içinde dünyanın her yanından dil, din, ırk ve kültürde insanı barındırıyor. Popülasyonun renkli çeşitliliği restoran, kafe, galeri ve butiklere yansımış. Şehrin yeşil ve ferah meydanlarında her daim rastlayabileceğiniz sokak performanslarından sinemaya, müzikten edebiyata, her dilden ve kültürden aktiviteler Kopenhag`da sizleri bekliyor.


`Lüküs` hayat

Kopenhag sokaklarında yürürken Danimarkalılar`ın fiziksel kusursuzluklarından sonra, ilk dikkati çeken şey mutlu simalar, uyumlu insan ilişkileri... Dünyanın en yüksek hayat standartlarına sahip ülkelerden birinin başkenti, Kopenhag`da, eğitimden sağlığa, bürokrasiden trafiğe bir sorunla karşılaşmak oldukça zor. Amiyane tabirle; `tıkır tıkır işleyen` bir düzene sahip Kopenhag, hayat pahalılığına rağmen geçtiğimiz yıl `Dünyanın En Yaşanılası Şehirleri` sıralamasında 4. sıraya oturmuş. Vergi gelirleriyle ayakta duran ülkede, en düşük vergi oranı yüzde 24!


Gastronomik keyifler

Kopenhag, dünyanın her köşesinin gizli lezzetlerini ayağınıza getiren restoran ve kafelerle dolu. İskandinavya mutfağını Avrupa`nın klasikleşmiş tatlarıyla harmanlayan restoranlar, özellikle deniz ürünlerinden hoşlananlar için cennet niteliğinde. Bira tüketimiyle dünyada ilk üçe giren Kopenhag, bira markası `Carlsberg`in de anavatanı. Carlsberg, Kopenhag`da öyle popüler ki; `Carlsberg Turu` adı altında turistik turlara dahil olmuş! Bizden size tavsiye; şarküteri mamülleriyle de ünlü kentte tadacağınız peynirler bizim damak tadımız için biraz ağır olsa da, tatmadan geçmeyin.


Önüm arkam sağım solum sanat!

Güneşin cimrilik yaptığı bu kuzey şehrinde insanlar kendilerini sanata vermiş! Her köşede karşınıza çıkacak sanat galerileri, tasarım butikleri sizi bambaşka alemlere götürüyor. Kraliyet Ailesi`ne ait saraylar, parklar; dünyaca ünlü sanatçıların hünerli ellerinden çıkma heykeller, mimari yapılar sanat tarihinin her dönemini yaşatacak zenginlikte!


Tabana kuvvet

Kopenhag, parklarla, bahçelerle çevrili dümdüz bir şehir! Şüphesiz şehri keşfin en keyifli yolu yürümek... Ayrıca halka sunulan `Kopenhag Şehir Bisikletleri` de keşfin bir başka keyifli yolu. 6 YTL gibi bir ücretle kilidini açarak istediğiniz kadar kullanabileceğiniz bisikleti sonra yeniden bir `şehir bisikleti` köşesine bırakarak paranızı iade alabilirsiniz. Bu keşif bisikletleri kızmızı, sarı, yeşil gibi canlı renklere sahip ve üzerlerinde `Copenhagen City Bike` yazıyor.


Alışveriş çılgınlığı

Kopenhag`a geliş amaçlarınızdan biri alışveriş ise, işiniz biraz zor! Çünkü kent, dünyaca ünlü markaların ve Danimarkalılar başta olmak üzere İskandinav tasarımcıların mağazalarıyla kuşatılmış durumda. Dünyanın her yerinde rastlayacağınız seçkin markalardan ziyade Danimarkalı tasarımcıların çarpıcı ve özgün tasarımlarını keşfetmenizi özellikle tavsiye ederiz.


Tarihe adını altın harflerle yazdırmış Danimarkalılar

1805 Odense doğumlu Hans Christian Andersen, sadece Charles Dickens gibi ünlülerin değil, dünyanın sevdiği ve takdir ettiği bir yazar. Parmak Kız, Kibritçi Kız, Kurşun Asker, Çirkin Ördek Yavrusu ve Karlar Kraliçesi gibi masalları okumayan var mıdır! Kopenhag`ın her köşesinde görebileceğiniz Andersen heykellerinin en ünlüleri Ny Havn, Tivoli ve Belediye Binası`nın (Rådhus Pladsen) önünde.


Seven Gothic Tales, Winter`s Tales, The Angelic Avengers ve Anecdotes of Destiny gibi ölümsüz eserleriyle tanıdığımız Karen Blixen; varoluşçu felsefenin atalarından Søren Kierkegaard, besteleriyle kalplerde yaşatılan Carl Nielsen de Danimarka topraklarının bize kazandırdıklarından. Yine işlevselcilik ve modernizmin babalarından mimar Arne Jacobsen (Bellavista Housing Estate, Danish National Bank ve Radisson SAS Royal Hotel başlıca eserleri); atom teorisiyle ünlü, 1922 Nobel Fizik Ödülü sahibi fizikçi Niels Bohr ve adı Danimarka sanatı ve tasarımıyla eşanlamlı olan tasarımcı Georg Jensen, isimlerini şehrin dört bir yanında göreceğiniz ünlülerden.

Nerede kalmalı?

First Hotel Skt. Petri Krystalgade 22

Kopenhag`ın göbeğinde, Latin Quarter olarak adlandırılan bölgede, adını, karşısında yer alan Skt. Petri Kirke Kilisesi`nden alan otel, Kopenhag`ın en iyilerinden. Geçmişte büyük bir mağaza olarak hizmet veren yapı, ünlü Danimarkalı sanatçı Per Arnoldi`nin hünerli elleriyle şehrin en popüler tasarım oteline dönüşmüş. Hem gözünüze hem de ruhunuza hitap eden otel, geniş ve aydınlık girişinde yürüyen merdivenlerle lobiye ve resepsiyona bağlanıyor. Birçok sergiye ve sanat etkinliğine ev sahipliği yapan lobi her zaman çok hareketli. Modern tasarımın Danimarka sanatının da etkisiyle ferah ve özel bir atmosfere dünüştüğü otel, Condé Nast Traveller`da da dünyanın en iyi otellerinden biri olarak gösterilmiş. Otel sadece konaklamada değil, kafe ve restoranlarıyla da şehrin gözdelerinden. Kırmızı, mavi ve beyaz ağırlıklı tasarlanmış otelde, Café Blanc kahvesi, kekleri ve brunch`ları; Café Rouge enfes kokteylleri ve DJ şovları, Restaurant Blue ise Doğu`yu Batı ile buluşturan füzyon mutfağı ile Kopenhag`ın entelektüel kesiminin favorileri arasında yer alıyor.


Phoenix Copenhagen Bredgade 37

Phoenix Copenhagen çok lüks ya da ihtişamlı odalara sahip değil belki, ama konumu itibariyle size şehri layıkıyla yaşatıyor. Ny Havn kanalının ve dünyaca ünlü markalarla tasarımcı butiklerini bulabileceğiniz Strøget alışveriş sokağının çok yakınında konumlanan otelin yer aldığı Bredgade Caddesi, Kopenhag`ın sanat galerilerine ev sahipliği yapan popüler bir cadde. 1680 yapımı tarihi binası ve dekorasyonuyla sizi XVI. Louis döneminin ihtişamlı atmosferine götürecek. Klasik dönem sanat eserleri, yaldız süslemeli tasarım detayları ağır ve seçkin bir atmosfer yaratıyor. Konaklamadan yana seçiminiz Phoenix olacaksa, otelin hemen yanında yer alan üç adet Bruun Rasmussen galerisini mutlaka gezin. Otelin alt katında yer alan restoranı Von Plessen, şıklık konusunda biraz geri planda kalsa da, geleneksel Danimarka saray mutfağı lezzetlerini tadımlayabileceğiniz bir alternatif.


Bertrams Hotel Guldsmeden Vesterbrogade 107

İşte Kopenhag`daki eviniz! İnanın abartmıyoruz; Bertrams Hotel Guldsmeden, evinizin konforunu, rahatlığını ve sıcaklığını yaşayabilmeniz için her detayı düşünmüş. Samimiyet ve rahatlığa dair sunduğu detaylar ve organik ürünlere, doğaya dost tasarımlara düşkünlüğü ile bilinen Guldsmeden Oteller Zinciri`nin bu şirin üyesi, şehrin hareketli merkezinden biraz uzakta yer alıyor. Kendi ürettiği doğa dostu ürünlerle tanınan Guldsmeden Oteller Zinciri farkıyla otelde tattığınız lezzetlerden güzellik ürünlerine, havlunuzdan çarşafınıza her şey özel olarak üretiliyor ya da yerinden getirtiliyor. Tüm tekstil ürünleri Meksika pamuğundan üretilirken, ahşaplar Bali`den ithal. Organik ürünlerden oluşan zengin sabah kahvaltılarınız için şirin ve zevkli bir mutfağı, barbekü için minik bir bahçesi olan otelin restoranında her daim sıcak kahve, çay ve ev yapımı kekler bulunuyor! Hemen her odanın şirin mi şirin birer balkonu var, manzaranız ise Kopenhag`ın eski yerleşkeleri. Bertrams`a gitmişken şehrin `downtown` olarak adlandırılan Vesterbrogade ve Istergade bölgelerini keşfe çıkmayı ihmal etmeyin. Uzakdoğulu dükkanlar, ikinci el satan mağazalar, şirin kafeler ve birçok Türk restoranı güzergahınızda yer alıyor. Birçok kafe ve restoranın yakınlarda konumlandığı Vesterbrogade`de yer alan Bertrams Hotel`in kapasitesi çok fazla olmadığı için, hareketli sezonlarda çok önceden rezervasyon yaptırmak gerekir.


Hotel Fox Jarmers Plads 3

Volkswagen`in, gençler için tasarladığı Fox otomobilinin lansmanı için yapılan bir projeyle hayata geçen otel, otel anlayışınızı tamamen değiştirecek. Eski Park Hotel`in 61 odasının her biri, dünyanın dört bir yanından gelen 21 sanatçının galerisi olmuş ve ortaya binin üzerinde fikir çıkmış. Japon mangasından sevimli canavarlara, saklı cennetlerden masal kahramanlarına, hayallerinizin sınırlarını zorlayacak konseptler yaratılmış. Misafirlerine bambaşka bir deneyim yaşatmak isteyen Hotel Fox, şüphesiz amaçlarına ulaşmış. Tasarımın ve sanatın konfor, hijyen ve sıra dışılıkla buluştuğu otel, İskandinavya`nın tasarım başkentinde farklı bir konaklama tecrübesi yaşamak isteyenleri bekliyor.


Marriott Hotel 5 Kalvebod Brygge

Şehir merkezine, Central Station`a ve Tivoli Garden`a yakınlığı ve havaalanından 15 dakika uzaklıkta oluşu, Marriott Hotel`i, Kopenhag`a kısa süreliğine gelenler için ideal seçeneklerden biri yapıyor. Beş yıldızlı otel konforunu ve seçkinliğini tüm hizmetleriyle sunan Marriott Hotel, toplantı salonları ile de Kopenhag`a iş için gelenlerin tercihi. Kopenhag`ın eşsiz manzaralarına bakan lüks odalarının yanı sıra golf, spa ve fitness yapabilme imkanları sunan tesisleriyle Marriott Hotel rahatına düşkünlerin ilk tercihlerinden. Akdeniz lezzetleri sunan Terraneo Restaurant, limanı gören Terraneo Bar ve güneşli havalarda açılan Waterfront Terrace da dünyanın dört bir yanının lezzetlerini sunuyor.


Hotel D`angleterre Kongens Nytorv 34

Kongens Nytorv meydanını selamlayan Hotel D`Angleterre, alışveriş caddesi Strøget ve kafelerle çevrili Ny Havn`ın kesiştiği meydanda yer alan, 250 yılı aşkın geçmişe sahip çok özel bir otel. Zarafet ve tarihin buluştuğu otel, Rolling Stones`tan kraliçelere kadar herkesin tercihi. İhtişamlı tarihi bir binada, Kopenhag`ın en popüler meydanını gören otelin dekorasyonu adeta tarihe meydan okuyor. Hotel D`Angleterre`in restoranında atıştırmalık lezzetlerden Fransız mutfağının seçkin örneklerine kadar canınızın çektiği her tadı bulabilirsiniz. Havalar güzelken restoranın dışına çıkan masalarda Kopehag`ın kalbinde olmanın keyfini, seçkin bir şarap ya da geleneksel bir bira yudumlayarak çıkarabilirsiniz.


Radisson Sas Royal Hammerichgade 1

Kopenhag`ın göbeğinde, Central Station ve Tivoli Garden`ın yanı başında yer alan Radisson SAS Royal, dünyaca ünlü Danimarkalı mimar Arne Jacobsen imzalı ve şehrin ilk gökdeleni olma özelliğine sahip. 260 odası ve süitleri, yaratıcı İskandinav tasarımın en başarılı örnekleri olarak kabul edilebilir. Otelin restoranı The Alberto K ve kafesi Café Royal da dillere destan. Radisson SAS Royal`in 20. katında yer alan The Alberto K, Kopenhag`ı ayaklarınızın altına sererken; Café Royal özellikle gün içi atıştırmalıklar için ideal! Otelin barı Royal Bar ise sunduğu zengin içecek mönüsüyle akşam yemekleri öncesi ve sonrası tercih edilebilir. Özellikle adını otelin mimarı Arne Jacobsen`den alan AJ kokteyli denemenizi tavsiye ederiz. Şehir cümbüşünün içinde, eski model gökdelen görünümlü Radisson SAS Royal, iç tasarımı ve konforuyla lüksü layıkıyla yaşatıyor. Çocuklar için Mama&Papa adında bir restoranı olan otelde çocuklu aileleri rahat ettirmek için ayrıca bebek bakıcılığı gibi hizmetler de yer alıyor! Radisson Sas Royal fitness, wellness, aromaterapi ve İksandinavya masajı sunan keyif merkezleri ile de ünlü. Şehir merkezinden pek uzaklaşamayan ve klasik beş yıldızlı otel konforunu arayanlar için Radisson SAS Royal, iyi bir seçim.


Front Hotel Sankt Annae Plads 21

Front Hotel, Kopenhag`ın tasarım otellerinden en çarpıcı ve baştan çıkarıcı olanı! Kanalın kenarında opera binasının hemen yakınındaki konumu, Front Hotel`in manzarasını eşsiz kılarken, yapıdaki her detay kışkırtıcılık üzerine kurulmuş. Butik otel tanımına tamamıyla uyan otelde, ayakkabılarınızı çıkarıp şöminenin kenarında kitap okumanız için kütüphane; yoga, masaj ve fitness başta olmak üzere rahatlamanız için tüm olanaklar, sofistike dekorasyonu ve yaratıcı mönüsüyle şık bir restoran ve bar bulunuyor. Oluşturdukları sıra dışı konsepte A`dan Z`ye tüm hizmet ve ürünlerde sıkı sıkıya bağlı kalan Front Hotel`de misafirlere sunulan çarpıcı güzellik ve bakım ürünlerini satın almak da mümkün! Small`dan X-Large`a değişen tipleri ile 133 odası bulunan Front Hotel`de, oda fiyatları gecelik 200 Euro ile 400 Euro arasında değişiyor. Baştan çıkarıcı bir kaçamak için Front Hotel ideal!


Hotel Twentyseven Løngangstræde 27

Hotel Twentyseven, kapısından girer girmez sıra dışılığını hissettiren bir tasarım harikası. Klasik otel tasarımlarından çok uzak bir çizgiye sahip olan otel; retro tasarımlar, son teknoloji ve Danimarka sanatının çarpıcı bir harmanı. İşin aslı, otele girdiğinizde bulunduğunuz yerin bir otel olduğunu anlamanız biraz zaman alıyor. Özellikle de girişte yer alan fotoğraf, daha çok trendy bir kafenin izlerini taşıyor. Giriş katında seçkin bir lounge`la sizi selamlayan Hotel 27, giriş katındaki şarap odasıyla da ilgi çekiyor! Hotel 27 bünyesinde yer alan Honey Ryder Cocktail Lounge ve Absolut Icebar Copenhagen ise otelde konaklamıyorsanız dahi uğramanız gereken barlardan. Özellikle Absolut Icebar; tasarımı, enfes kokteylleri ile Kopenhag`ın en popüler gece mekanlarından biri.

Nerede yemeli - içmeli?

Kopenhag, hem dünya hem de İskandinav mutfağına dair çok sayıda seçkin restoranı barındıran bir şehir. Klasik çizgisinden ödün vermeyen birkaç restoran dışındakilerin mönüsüyle, dekorasyonuyla, yemekleri sunumu ya da servisiyle bir şekilde kendini farklılaştırdığı Kopenhag`ta, neredeyse her yerde sürprizlerle karşılaşıyorsunuz. Deniz ürünlerinin bol olması ve her daim temin edilebilirliği, mönüleri deniz ürünleri ağırlıklı kılarkan, soslar genellikle bizim yabancı olduğumuz İskandinav yerel bitkilerinden elde ediliyor.


Genelde pazar günleri kapalı olan restoranların birçoğu rezervasyonu zorunlu kılmasa da, Kopenhaglılar`ın `dışarda yemek yeme` alışkanlıkları sebebiyle yer bulmak kolay olmuyor! Kopenhag`da ayrıca restoranların da yaz tatiline çıkabildiklerini hatırlatalım, gitmeden önce &club`ı arayıp açık olup olmadıklarını teyit etmekte fayda var.

Kopenhag`ta ayrıca, `Delicatessen` adı verilen, içerisinde hem yemek yiyebildiğiniz hem de ufak marketinden alışveriş yapabileceğiniz dükkanlar da çok popüler ve birçoğu lüks restoran standartında.


Ayrıca her köşe başında rastlayacağınız açık sandviç (Smørrebrød) arabaları da tam bir Kopenhag klasiği! Yumurta, dereotu, kavrulmuş soğan, domuz eti, sosis ya da uskumru, açık sandviçinizin içinde yer alabilecek malzemelerden birkaçı. Vesterbro, Nørrebro ve Strøget`ten dallanan yan sokaklar, özellikle etnik restoranları bulabileceğiniz adreslerken, Tivoli Garden`daki seçkin restoranların, dışardakilerden yüzde 30 civarında daha pahalı olduğunu unutmayın.


Noma Strandgade 93, North Atlantic House Cultural Centre

18. yüzyıldan kalma bir ambarın iskelesi üzerine inşa edilen Noma`nın sırrı; İzlanda`ya özgü saklı tatların alışılmadık harman ve sanatsal sunumla masanıza gelmesi. Noma`ya gitmeyi planlıyorsanız daha önce tatmadığınız lezzetlere hazırlıklı olun, risk alın ve güvercin, Alaska öküzü, porridge ya da mürver gibi lezzetler deneyin!


Café Europa 1989 Amagertorv 1

Kentin en ünlü meydanlarından Amagertorv`da, bir yandan dergileri karıştırıp kahvenizi yudumlarken, bir yandan şehrin neşeli kalabalığını izlemeyi kim istemez ki! Café Europa, 1989 yılından beri haftanın her günü neredeyse kapılarını en erken açan kafe ünvanına sahip. Mekan; kahvesi, kahvaltıları ve tatlıları ile meşhur. Duvarında Avrupa haritası asılı olan mekanın, bir diğer duvarı Avrupa tarihinin ses getiren olaylarına tanıklık eden fotoğraflarla, bir diğeri de ünlü portreleriyle dolu. Duvarların dili olsaydı da konuşsalardı, inanın Avrupa tarihine dair anlatılmadık bir ayrıntı kalmazdı! Michael Gorbachev ve Erich Honecker, Berlin Duvarı yıkılmadan önce tokalaşırken (1989) ya da Titanic ilk seferine çıkarken (1912) ve de Einstein, Jean-Paul Sartre, Pablo Picasso, portreleriyle mekanın duvarını süsleyen ünlü ve olaylardan birkaçı. Mekanın çaprazında, yine meydanı gören bir başka mutlaka gidilmesi gereken kafe ise Café Norden.


Formel B Vesterbrogade 182

Köklerini Fransız mutfağından, malzemelerini Danimarka`nın küçük manav ve şarküterilerinden alan Formel B, Kopenhag`ın Michelin yıldızlı seçkin restoranlarından. İki haftada bir değişen altı ana mönüsü bulunuyor ve her biri, restoranın şeflerince özenle hazırlanan yemeklere en uygun şarapla tamamlanıyor. Krem-kahverengi tonlarında dekore edilmiş restoran, sadelik ve şıklık arasındaki çizgisi, ödüllü mutfağı ve eşsiz servisi ile mükemmel bir gastronomi deneyimi yaşatmaya hazır. Bizim favorilerimiz, deniz ürünlerinden yana olsa da, Formel B`ye gitmişken tatlılarını tatmamak olmaz! Rezervasyonun şart, sigara içmenin yasak olduğu mekanda her dört parçalı mönünün ortalama fiyatı 200 YTL.


Era Ora Overgaden Neden Vandet 33 B

`Slow Food Akımı`nın öncüsü, İtalya mutfağını en iyi şekilde temsil eden Era Ora, `zaman hakkında` anlamına geliyor ve yemek yapma-yeme eylemlerinin aceleye getirilmeyeceğini vurguluyor. 1983 yılında hayata geçen restoran, İtalyan lezzetleriyle Danimarka mutfak alışkanlıklarının öyle mükemmel bir harmanı oldu ki, Michelin yıldızına layık görüldü. 90 bin kadar İtalyan şarabının tadına bakmadan tamamlamak zorunda kalacağınız ziyafetin mönüsü; peynir, İtalyan makarnaları ve tatlı ağırlıklı. Kraliyet Ailesi, ünlü politikacılar, tanınan Danimarkalı yazar ve sanatçılar İtalyan mutfağı denilince soluğu Era Ora`da alıyor! Umbria ve Toskana bölgelerinden referans alan mutfağı ile Era Ora Kopenhag`da uğramanız gereken adreslerden.


Café Zeze Ny Østergade 20

Café Zeze, Kopenhag`ın en gözde sokaklarında konumlanmamış olsaydı dahi, müdavimleri mekanı boş bırakmazdı. En popüler bistro ve barlardan biri olan Zeze, pazar günleri kapalı ama pazar dışında her gün brunch keyfi sunuyor. Dünya mutfağından yaratıcı ve cesur bir mönüye sahip Zeze`de, kavrulmuş roka ve karidesle servis edilen Afrika tavuğu bizim favorimiz oldu. Yüksek tavanlar, aynalı dekorasyonu ve zevkli müziği ile neşeli Kopenhag kalabalığını ağırlayan mekan, akşam yemekleri sonrası için ideal!


Le Sommelier Bredgade 63-65

Galerilerin caddesi Bredgade`de, Kongens Nytorv meydanına çok yakın mesafede bulunan Le Sommelier, şehrin en seçkin Fransız restoranlarından biri. Dünyanın dört bir yanından en leziz şarapları mönüsünde barındıran mekanda, Şef Francis Cardenau`nun hünerli ellerinden çıkmış yer elması ile servis edilen kızarmış deniz tarağı, bademli bisküvi ve ravioli tek kelime ile enfes! Le Sommelier`e gitmişken hemen ilerisinde yer alan `Danish Museum of Art and Design` (Bredgade 68), İskandinavya ve uluslararası modern sanatın önde gelen isimlerinden Christoffer Egelund Galerisi (Bredgade 75) ile birçok uluslararası sanatçının eserlerinin sergilendiği Mikael Andersen (Bredgade 63) modern sanat galerilerine mutlaka uğramalısınız.


Restaurant Paustian Kalkbrænderiløbskaj 2

Cesur ama sade, basit ama şaşırtıcı! Restaurant Paustian, Kopenhag`a gitmişken mutlaka uğranılması gereken bir mekan. `Klorofil` isimli mönü, vejeteryan lezzetleri içerirken, `Kimyager` içinde yer alan sürpriz tatlarıyla hem eğlenceli hem de çok leziz! Restaurant Paustian, seçkin dekorasyonunu duvarlarındaki komik ve sevimli çizimlerle renklendirmiş.


Custom House Havnegade 44

Custom House, içinde birbirinden muhteşem üç restoranı barındıran seçkin bir mekan. `Ebisu`, balık, miso ve kırmızı et gibi klasik Japon lezzetlerini tadabileceğiniz bir restoranken; `Bar& Grill`, açık mutfağıyla daha samimi bir ortamda Danimarka ve Avrupa mutfağından örnekler sunuyor. `Bacino` ise meşhur İtalyan lezzetlerini zengin bir şarap listesiyle sunurak, sizi eşsiz bir gastronomi yolculuğuna davet ediyor. Her biri farklı dekorasyon ve mönüye sahip Custom House restoranlarından elbette biri tam size göre.


Le Le Nha Hang Vesterbrogade 56

Sadece Kopenhag`da değil, tüm İskandinavya`da Vietnam mutfağını tadabileceğiniz en iyi yerlerden biri Le Le Nha Hang. Özellikle akşamları hareketlenen Istergade ve Vesterbrogade`de yer alan Le Le, turistlerden ziyade Kopenhaglılar`ın tercihi. Akşamları çok kalabalık olan mekanın geç saatlere kadar açık mutfağında, Çin`in Ying Yang felsefesindeki zıtlıklar, kullanılan malzemelere yansırken, malzemeler arasındaki keskin tat farklılıkları baharatlar ve uzun süreli ağır pişirme teknikleri ile hafifletiliyor. Istakoz, somon gibi deniz ürünlerinin yanı sıra tavuk ve domuz etinin de noodle ve pirinçle servis edildiği Le Le`de, şeker kamışlarına sarılı deniz ürünlerini denemelisiniz!


Café Victor Ny Østergade 8

Kopenhag`ın jet sosyetesini uzaklarda aramayın, alışverişte dünya markalarını sunan Ny Østergade`den çok uzaklaşmış olamazlar! Café Victor öğle ve akşam yemeği için çeşitli alternatifler sunsa da, siz iyisi mi mekanı 16.00-18.00 arası sunduğu atıştırmalıklar ya da akşam yemeği sonrası kokteylleri için tercih edin. Café Victor ayrıca zengin bir şarap ve şampanya listesine sahip.


Kokkeriet Kronprinsessegade 64

Bakırla süslenmiş gümüş tonlarındaki barı, sade ve yalın çizgisi ile dekorasyon konusunda, kafanızda çizdiğiniz `şık restoran` tanımının dışına çıkmayan Kokkeriet, mönüsü ile hayalinizin çok ötesinde. Danimarka`nın geleneksel lezzetleriyle zenginleştirilmiş Avrupa mutfağını barındıran mönü her ay değişiyor. Ordövr olarak crudité, ana öğün olarak chanterelle mantarı, soğan püresi ve dana dilinden oluşan `sweetbread` ve tatlı olarak da, malt ve yemişlerden oluşan `vanilla` mekanını favorilerinden. Kokkeriet`te keyifli bir akşam yemeği öncesi, mekanın hemen yakınında yer alan, kentin en büyük parklarından `The Kings Garden`da bir yürüyüş yapmalısınız.


Pierre André Ny Østergade 21

Pazar ve Pazartesi günleri kapalı olan Pierre André, Fransız mutfağının Kopenhag`daki başarılı temsilcilerinden. Alışveriş için muhakkak görülmesi gereken Ny Østergade`de, George Jensen`in eşsiz ev tekstili ve gümüş mağazasının ilerisinde yer alan Pierre André mutlaka gidilmesi gereken restoranlardan. Brokoli ile servis edilen körili ıstakoz; pırasa, mantar ve mango sosu ile servis edilen, ağır ateşte pişmiş kalkan balığı; kızılcık ve mısırla servis edilen bitter çikolata soslu geyik eti gibi lezzetler tam ağzınıza layık.


Umami Store Kongensgade 59

Geleneksel Japon mutfağında beşinci tat duyusunun algılanması anlamına gelen `Umami`, alışılmışın dışında bir konsepte sahip. Tasarım harikası iç dekorasyonu, Japon kültürünün uluslararası tasarıma bir selamıyken, ortamda Fransız romantizmini dahi solumak mümkün. Umami`nin ferah alt katında lounge ve caz müzik eşliğinde enfes Umami kokteylleri dahil zengin içecek mönüsünden seçeceğiniz içkinizi yudumlayabilirsiniz. Karnı acıkanlara ise üst kattaki Sushi Bar`da leziz sushiler`den ya da birinci kattaki restoranda Fransız etkisiyle hazırlanmış Japon lezzetlerini tadabilir. Lotus ve ponzu soslarıyla marine edilmiş Wagyu eti ya da shiitake mantarı ile servis edilen tavşan fileto tavsiyemiz.


DELICATESSEN`LER


Meyer`s Deli Gammel Kongevej 107,Kongens Nytorv 13

Kopenhag`ın en ünlü delicatessen`i hiç şüphesiz Meyer`s Deli! Hafta sonu brunchları ile ünlü Meyer`s Deli, canınızın çektiği tüm şarküteri ürünlerini bulabileceğiniz bir mekan. Çeşit çeşit peynirler, şaraplar, jambonlar... Dilerseniz paket servisi de alabileceğiniz mekan; filtre kahvesi, leziz kekleri ve salatalarıyla da meşhur.


Dællekatessen (Grønnegade 38) eşsiz sandviçleri, Tasteplease (H.C. Andersens Boulevard 12) ev yapımı artistik kekleri, kurabiyeleri; Holberg no 19 (Holbergsgade 19) kahvaltısı ve çeşit çeşit sandviçleriyle meşhurken, Emmerys şehrin dört bir yanına dağılmış 10 dükkanı ile `organik yiyecek` denilince ilk akla gelen mekanlardan. Özellikle her şeyin maya, şeker ve yağ kullanılmadan yapıldığı Emmerys`ler, meraklıların ilgisini çekecektir. Egefeld (Gammel Kongevej) ise Kopenhag`ın ilk organik ürünler satan süpermarketi ünvanıyla yıllardır organik ürün meraklılarının uğrak noktalarından.

Nerede eğlenmeli?

La Fontaine Kompagnistræde 11

Ufak ve şirin bir caz bar La Fontaine… Caz aşıklarının Kopenhag`daki ikinci evi. Samimi ortamı ve büyüleyici canlı caz performansları ile ruhunuzu müzikle besleyeceksiniz. Her hafta sonu canlı caz performanslarının yer aldığı programıyla büyük bir kitleyi çeken mekan, caz kulübü konseptini geleneksel Danimarka bar kültürünün vazgeçilmezleri ile harmanlamış. La Fontaine`ye uğrayıp, Danimarka birasının tadına bakmak iyi bir fikir.


Rust Guldbergsgade 8

Cumartesi akşamları Nørrebro`nun yukarılarına kadar uzayan kuyruk, Rust`a girebilmek için bekleyen kalabalıktan başka bir şey değil! Daha çok elektronik müzik tutkunlarının tercih ettiği mekan; Indie rock, rock ve pop performanslarına da ev sahipliği yapıyor. Mekan hem çok geniş olmaması hem de dinleyicilerin sahneye yakın durmasına imkan veren tasarımıyla samimi konser atmosferleri sunuyor.


Absolut Ice Bar Hotel 27, Løngangstræde 27

2007 yılının sonbaharında hizmete sunulan Absolut Ice Bar, `Absolut` ve `ice` konseptlerinden türetilmiş eşsiz bir mekan. Duvarlardan mobilyalara, bardaklardan bara her şeyin buzdan yapıldığı bar kesinlikle deneyimlenmeli. Sıcaklığın -5°C`de sabitlendiği mekanda, misafirlere kaban ve eldiven servisi yapılıyor. Hotel 27`nin içinde yer alan barda üşürseniz, otelin şarap koleksiyonundan zevkinize göre birini seçip, lounge`unda keyifle yudumlayabilirsiniz.


Jazz House Niels Hemmingsens Gade 10

Kopenhag`ın en popüler caz kulüplerinden biri olan Jazz House, 1990 yılında kurulduğu günden beri şehrin en büyük caz organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Bee-bop`tan freestyle ve acid caza, her yıl 250`ye yakın sayıda konserin düzenlendiği mekanın kafesi de oldukça hoş. Mekanın küçüklüğü, caz tutkunları için samimi bir ortam yaratılarak avantaja çevirilmiş. Şehirdeki diğer caz kulüplerin aksine, daha çok uluslararası caz sanatçılarının performanslarının yer aldığı mekan, modern dekorasyonu ve sadeliğiyle caz dinlemek için keyifli bir ortama sahip.


Zoo Bar Kronprinsensgade 7

Alışverişin kalbinin attığı Stroget`in yanı başında yer alan mekan, sosyeteden gençlerin favorisi. Alışveriş sonrası arkadaşlarınızla takılmak için ideal mekanlardan biri olan Zoo Bar, popülerliğini en çok hamburgerlerine borçlu. Çıtır çıtır patatesler ve dip sosla servis edilen hamburgerler tartışmasız şehrin en iyileri.


Vinbaren Dronningens Tværgade 6

Leziz şarap listesi ile öne çıkan mekan, dans pistiyle de dans tutkunlarını çağırıyor. Ünlülerle karşılaşma ihtimalinizin çok yüksek olduğu mekana giderken karnınızı doyurun; nitekim mönü atıştırmalıklardan yana zayıf. Taze ekmek ve peynir tabağı en iyi alternatif gibi görünüyor. Kocaman deri koltukları, barı çevreleyen tahta tabureleriyle Vinbaren, kaliteli şarabınızı yudumlarken müziğin tadını çıkarabileceğiniz nezih bir mekan.


K Bar Ved Stranden 20

Kokteylleriyle ünlü K Bar, yeni sahibi Kirsten Holm`un ardından Martini`de uzmanlaşarak misafirlerine onlarca farklı tatta Martini hazırlıyor. Bu zengin seçkinin içinde tavsiyemiz, tatlı aromasıyla Lychee Martini. K Bar`ın zevkle döşenmiş atmosferinde, pencereden Arnavut kaldırımlı sokakları izleyebilir ya da mekanın en sıcak köşelerinden olan arka odasında içkinizi yudumlayabilirsiniz.

Nereden alışveriş yapmalı?

Kopenhag, alışveriş tutkunları için tam anlamıyla bir cennet! Butiklerin, mağazaların birçoğunun yürüyerek gezilebilecek yakınlıkta olması, şehrin alışveriş tutkunlarına sunduğu bir başka artı. Strøget, Avrupa`nın en uzun yaya yolu olarak bilinen bir alışveriş caddesi. Hemen her büyük Avrupa şehrinde görebileceğimiz araç trafiğine kapalı alışveriş caddelerinden farkı ise, çok az sayıda restoran ve kafe barındırıyor olması. Rådhuspladsen`in (Belediye Binası Meydanı) karşısından başlayan Strøget; Zara, Mango ve H&M`den Hermes, Louis Vuitton, Max Mara, Marlboro Classics, Mulberry ve Gucci`ye dünya markalarını bir arada sunuyor. Fakat Kopenhag`ı asıl çekici kılan bu değil; İskandinav tasarımcıları ağırlıklı olmak üzere barındırdığı irili ufaklı tasarımcı mağazaları… Kıyafet, dekorasyon, mücevher… Kopenhag sokakları, İskandinav stilinin sade, asil ve soğuk duruşunun hakim olduğu tasarım atölyeleri ve dükkanlarıyla çevrili. Støget`i çevreleyen sokaklardaki mağazaları keşif için; cadde üzerinde Louis Vuitton`un yer aldığı köşedeki sokak olan Ny Østergade`ye sapmanız yeterli. Bottega Veneta ve Lacoste, sokağın hemen başında yer alırken, ilerledikçe Blond, Gossip, Urban Factory, Rue Verte, Flippa K hemen gözünüze çarpacak.


Østerbro üzerinde yer alan Østerbrogade ve Dag Hammerskjölds Allé, şık restoran ve kafeler ile tasarım butiklerle çevrili bir bölge. Giyimden dekorasyona, gıdadan antikaya aklınıza gelecek her şey ve fazlası bu bölgede mevcut.


Merkez İstasyon ve R-Tivoli`den aşağı indiğinizde, karşınıza Kopenhag`ın yerlilerinin tercih ettiği mahalleler çıkacak. Downtown olarak adlandırılan bölgeyi, özellikle ikinci el ve vintage giyimden hoşlananlar ziyaret etmeli.


Nørrebrogade, kentin çokkültürlü yönünü keşfetmek isteyenlerin görmesi gereken bir bölge. Doğu`nun renkli ve egzotik dükkanları bölgeyi çevreliyor; dönerciler, manavlar, kasaplar… Doğu`nun kendine has cümbüşüne tanık olacağınız bölgede yer alan kafe ve restoranlar da çok eğlenceli. Nørrebrogade, tasarım çılgınları için de sürprizlerle dolu bir yer. Ravnsborggade ise antikacılarla ve butiklerle dolu. Hemen yakınınızdaki Nansensgade`de sushi barlar ve hoş şarap butikleri bulabilirsiniz.


Frederiksberg, şehrin içinde başka bir şehir gibi. Bulvarlarla çevrili sakin semtte yer alan Gammel Kongevej iç dekorasyon, takı ve tasarım mağazalarının; Værnedamsvej ise Paris`in şarküterileriyle dolu sokakları gibi. Yan yana dizilmiş şarküterilerde aradığınız peyniri ya da jambonu bulmanız kaçınılmaz.


Son yıllarda moda ve tasarım sahnesinin başrollerinde Danimarkalı tasarımcılar var. Kadın giyimine getirdikleri klasik, asimetrik ve yenilikçi çizgileriyle Baum und Pferdgarten; her ay yeni bir sweatshirt tasarlayan, çılgın, sıra dışı tasarımcı Kai Rand (Lille Strandstræde 22) ve gençleri hedefleyen Wood Wood (Krystalgade 4). NyHavn`a gitmişken uğrayabileceğiniz CCDK (St. Strandstræde 9), kadınlar için çok özel giyim ve aksesuarlar bulabileceğiniz bir marka. Ayrıca Paris Texas (Krystalgade 18-20); Raf Simons, Ann Demuelemeister, Number (N)ine, John Richmond, Helmut Lang, Stella McCartney ve Evisu gibi markaları bulabileceğiniz bir mağaza. Lot#29`da (Gothersgade 29); Missoni, Etro, Alberta Ferretti, Bad Habits gibi markaların cüzdan, gözlük, çanta gibi aksesuarları başta olmak üzere aklınıza gelen her şeyi bulabilirsiniz. Moshi Moshi (Dag Hammarskjölds Allé 34) çarpıcı, minimal ve doğa dostu tasarımlarıyla kadın ve erkek giyiminde dikkat çekerken, biraz yukarıda konumlanan Moshi Moshi Mind mağazasında sadece doğa dostu güzellik ürünlerine yer veriliyor.


PB Chokolade (Skoubogade 1) tatlı mı tatlı bir çikolata dükkanı. Şık ve leziz PB Chokolade çikolataları tam dostlarınızın ağzına layık. Dostlara hediyelik demişken; Hanne Gundelach (Bredgade 56) inanılmaz güzellikte bir avluda yer alan mağazasında özgün dekorasyon objeleri satıyor. Sanat galerilerinin sokağında yer alan mağazasına gitmişken, mağazanın yanındaki piknik masalarında oturun ve ne kadar güzel bir şehirde olduğunuzu düşünün!


Henrik Vibskov Krystalgade 6

Henrik Vibskov tasarımları; imza attığı her işte absürdlüğü, sıra dışı bakış açısı ve cesur tavrı ile anılıyor. Klasik çizgilerden hoşlanıyor, sezon modasının sınırlarının dışına çıkmıyorsanız, Henrik Vibskov`un butiğine hiç uğramayın! Kadın ve erkek giyiminde yaratıcı ve garip tasarımları; ayakkabıdan çantaya, elbiseden cekete tüm parçalara yansımış. Henrik Vibskov giymek cesaret istese de taşıyamam diye korkmayın; koleksiyonların özelliği absürdlük. Zaten Henrik Vibskov kimseye tasarımlarıyla büyüleyici bir havaya bürüneceğine dair söz vermiyor ama herkesin size bakacağı kesin.


Summerbird Chocolaterie Kronprinsensgade 11

Çocukluğunda, altı kardeşiyle her ay başka bir kasabaya çikolata ve şekerleme yemeye giden bir çocuğun, bu tutkuyla büyüyerek yarattığı bir dükkan Summerbird. Pastalar, cheesecake`ler, badem şekerleri, sıra dışı reçeller, çeşit çeşit eklerlerin yer aldığı dükkan adeta büyüleyici! Her malzemenin ana vatanından getirildiği ve organik olmasına özen gösterildiği Summerbird`de her şey gözünüzün önünde yapılıyor. Bizim favorimiz badem şekerleri ile çilek, vanilya ve bademden yapılan reçeller. Pazar günleri kapalı olan Summerbird, cumartesi günleri ise saat 16.00`ya kadar açık.


Day Birger Et Mikkelsen Pilestræde 16

Café Ketchup`tan Galleri K`ya giderken köşede göreceğiniz mağaza; çok özel kadın, erkek, ev, çocuk, iç giyim ve aksesuarlar satıyor. Karakterli tasarımlar yaratma arzusuyla yola çıkan ekip, günlük giydiğiniz bir kıyafetle partiye de katılabilme lüksü sunuyor. Marka, ayrıca ev dekorasyonu için hazırladığı minder ve tekstil ürünleriyle de öne çıkıyor. Day Birger et Mikkelsen`de yapacağınız alışverişin ardından Galleri K`ya geçip, Nespresso`nun seçkin lounge`unda leziz espressonuzu yudumlayabilirsiniz.


Gossip Ny Østergade 10

Blond`un hemen yanında yer alan Gossip; iç giyim, ayakkabı, aksesuar ve kıyafet bulabileceğiniz kadın mağazalarından biri. Isabel Marant, See by Chloè, Philip Lim, Rabens Saloner, Eden gibi dünya markalarını satıyor.


J.Lindeberg Vimmelskaftet 41b

Kadın ve erkek için J. Lindeberg Concept, Progressive Tailoring, J.Lindeberg.Denim ve Future Sports adı altında dört ayrı koleksiyon sunan marka; `modern tüketici`ye hitap ettiğini söylüyor. Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz zenginlikte koleksiyonlar yapan marka, kullandığı kumaş kalitesi ve muntazam kesimleriyle ön plana çıkıyor.


Blond Ny Østergade 10

Ayakkabı, gözlük, çanta, saat, takı… Bir kadının hayalini kurduğu her şeyden biraz var Blond`da. B.A.B, Kavita Bhartia, Betsey Johnson, Tommy Hilfiger ve Anima, Blond`da bulabileceğiniz dünyaca ünlü markalardan sadece bir kısmı!


Birger Christensen Østergade 38

Birger Christensen 130 yıllık geçmişiyle Kopenhag`ın en kendine has markalarından biri. Østergade`de konumlanmış tasarım evi Kraliyet Ailesi de dahil, başta kürk meraklıları olmak üzere modaya düşkün herkesin uğraması gereken bir mağaza. Sonia Rykiel, Yves Saint Laurent, Diane von Furstenberg, Chanel, Hermes ve Donna Karan gibi dünya devi markaların tasarımlarının da yer aldığı mağazada pahalı kürklerin yanı sıra kaşmir ya da yünden yapılmış manto ve ceketler de mevcut.


Filippa K Ny Østergade 13

İsveç`te kalite ve sadelik denince, akla gelen ilk isim Filippa K. Marka, şu an İskandinavya`yı kasıp kavuruyor. Kadın ve erkek giyim ürünleri bulabileceğiniz mağaza; klasik, sade tasarımlardan hoşlananlara siyah, beyaz, gri ve haki ağırlıklı parçalar sunuyor.


Designers Remix Collection Galleri K Pilestræde 8D, Bagerstræde 7

Tasarımcı Charlotte Eskildsen`den, meydan okuyan, seksi ve güçlü kadınlar! Kent merkezinde ferah, beyazlarla çevrili mağazasında karşılaşacağınız tasarımlar kelimenin tam anlamıyla `Kuzeyli`! Sonhabar-kış koleksiyonlarında yine siyahlar, beyazlar, toprak tonlarıyla karşılaşıyoruz. Kafasında çizdiği özgüven sahibi, tehlikeli kadınları tasarımlarıyla başarıyla anlatan Designers Remix Collection`ı, sade ve sofistike tasarımlardan hoşlananlar görmeli!


By Malene Bırger Antonigade 10

Markanın haute couture`e meydan okuyan `prêt-a-porter` tasarımlarının çizgisi klasik, zarif, seksi ve sofistike! Kopenhag`ın kalbindeki 400 metrekarelik bembeyaz butiğinde kendinizi kaybedeceksiniz! Siyahlar, beyazlar, griler… By Malene Birger tasarımları, maskülen çizgilerle keskin bir şekilde diğerlerinden ayrılan güçlü, soğuk ve kendinden emin bir hava çiziyor. Geçmiş ve günümüz stil ikonlarına göndermelerde bulunan tasarımlardan özellikle ayakkabı, çanta ve aksesuarlara bayılacaksınız.


Rue Verte Ny Østergade 11

Alberta Ferretti, Sprung Frères, Diane von Furstenberg, Barbara Bui ve Paul & Joe gibi başarılı tasarımcılardan sadece kadınlara özel kıyafetlerin yer aldığı Rue Verte`nin alt katında yer alan Rue Verte Plus`ta ise mobilya, aydınlatma, dekorasyon objeleri ve hatta sanata dair çarpıcı kitaplar sunuluyor.


Ann Hagen Ny Havn 3

2005 yılında doğan Danimarkalı marka, dokunaklı tasarımlar ve gizli nüanslar yaratmayı hedefliyor. Keskin çizgileri, `underground` ve `haute couture` olarak adlandırılabilecek tasarımları, günlük kullanıma uygun avant-garde detaylar taşıyor. Ann Hagen tasarımları; detayları, mükemmel kesimleri ve yarattıkları karakterle ön plana çıkıyor. Öyle ki kim üzerine bir Ann Hagen geçirse, buz gibi duran ama bir yandan da etkileyiciliğiyle yakan bir havaya bürünüyor. Avrupa moda devleriyle yarışan marka, modaya ilgi duyanların mutlaka uğraması gereken bir butik.


Munthe Plus Simonsen Grønnegade 10

1994 yılında Naja Munthe ve Karen Simonsen tarafından kurulan Munthe plus Simonsen, Ny Østergade`de Gossip`in karşısında yer alıyor. Munthe ve Simonsen`in toprak tonları, kırmızılar, griler ve elbette siyah ağırlıklı tasarımları sadelikten uzaklaşmadan çarpıcı bir etki yaratıyor. Julie Sandlau ve Stine A imzalı takılar ve Molton Brown vücut bakım ürünlerinin yanı sıra, dekorasyon objeleri de mağazanın etkileyici atmosferinde yerini almış. Mağazanın önündeki avluda yer alan, Danimarka`ya özgü piknik masalarında soluklanabilirsiniz.


Stig P Kronprinsensgade 14

Kadınların başını döndürecek bir mağaza Stig P! Ayakkabıdan çantaya, jean`den iç giyime aradığınız her şey burada. Paris, Milan ve Londra modasını anında Kopenhag`a taşıyan hip tasarımlara sahip mağaza; kentin moda merkezi Kronprinsensgade`de yer aldığı için, Stig P`nin ardından Bruuns Bazaar gibi trend mağazalara uğrayabilirsiniz. Alışverişinize Café Sommersko`da bir öğle yemeği ile ara verebilir ya da 1834`lerden kalma bir dükkan olan AC Perchs Thehandel`in çeşit çeşit çaylarından satın alabilirsiniz.


The Moood Galleri K

`Hayattaki en güzel şey görülemez ancak kalpten hissedilebilir` diyerek, 500 metrekarelik alana `the foood` ve `the loook`u sığdıran bir mağaza burası. Missoni, Harnn ve Kenzo Home`un yanı sıra The Moood markalı aydınlatmadan minderlere kadar çeşitli iç ve dış dekorasyon objelerinin yer aldığı mağaza, yüksek kaliteyi çarpıcılıkla harmanlayan ürünlerle dolu. Alt katında yer alan The Moood Lounge ise markanın `the foood` kısmını oluşturan çok özel bir mekan. Zengin içecek listesinin yanında atıştırmalıklar, çikolatalı kekler, kurabiyeler de en az kokteyller kadar leziz! Asya ve Tayland`tan ithal edilen malzemelerden yapılan The Moood ürünleriyle dekore edilmiş lounge, krem-kahve tonlarıyla dinlendirici ve özel bir atmosfer sunuyor. Mağaza içi lounge`lar ilginizi çekmiyorsa, size tavsiyemiz mekanın hemen yanında yer alan Urban Picnic.


Bruuns Bazaar Kronprinsensgade 8

Danimarka`nın medarı iftiharlarından Bruuns Bazaar, 10 yıl önce ülkenin adını, tasarımlarıyla duyurmayı hedeflemiş iki kardeşin projesi. Bugün kadın-erkek giyim ve aksesuarda İskandinavya başta olmak üzere, tüm Avrupa`da modanın belirleyicilerinden biri olan marka; rahatlık, şıklık ve seksiliği aynı anda yaşatan tasarımlara imza atıyor! Uçuşan kumaşlardan elbiseler, kalın kemerler, salaş hırkalar, şık süveterler… İskandinavya`nın soğuk ikliminin donuk renklerini sıra dışı çizgiler ve konseptlerle renklendiren Bruuns Bazaar`a gidip de, eli boş dönmek mümkün değil.

Neyi mutlaka görmeli - yapmalı?

Yürüyüş ayakkabılarınızı giyin ve bu mükemmel şehri keşfe başlayın. İlk durağımız Hans C. Andersen`in masalından tanıdığımız Küçük Denizkızı`nın 1913 yılında dikilen heykeli.


Hemen sonraki durağımız ise surlarıyla ilk görüşte çarpılacağınız Kastellet; 17. yüzyıl Kopenhag`ının en önemli yapılarından biri.


Rıhtımın arkasından 1908 yılında dikilen Zealand Adası`nın nasıl oluştuğunu anlatan efsanenin çizildiği Kopenhag`ın en büyük anıtı The Gefion Fountain`a gidin.


Rıhtımın güneyi boyunca yürüdükten sonra efsanevi Kopenhag Operası`nda bir mola verin.


1794 yılından beri Kraliyet Ailesi`ne ev sahipliği yapan Amalienborg Royal Palace, dört adet rokoko sarayından oluşan görkemli bir yapı.


Saraydan yürümeye devam ettiğinizde ulaşacağınız Marble Church`ün 46 metrelik kubbesine çıktığınızda Kopenhag`tan İsveç`e giden yolu görebilirsiniz.


Sanat galerileriyle çevrili Bredgade`de kısa bir yürüyüşün ardından şehrin en turistik yerlerinden Ny Havn`a çıkacaksınız. Buradaki kafelerde Kopenhag`ın çeşit çeşit biralarından yudumlayarak kısa bir mola verebilirsiniz.


Ny Havn`a bakan Kongens Nytorv Square meydanında The Royal Theatre, Magasin du Nord ve Hotel D`Angleterre gibi otel ve alışveriş merkezlerinin ihtişamlı yapıları bulunuyor. Meydandan devam ederseniz Kopenhag`ın ünlü alışveriş caddesi Stroget`e çıkabilirsiniz.


Küçük Denizkızı heykelini görün: Hans Christian Andersen`in kaleminden çıkan Küçük Denizkızı hemen herkesin bildiği bir masaldır. Bir gün Danimarkalı bira imalatçısı Carl Hans Beck, Küçük Denizkızı bale gösterisini izleyip çok etkilenir ve Edvard Eriksen`den Denizkızı`nın heykelini yapmasını ister. Böylece, dünyada en çok fotoğrafı çekilen kadınlardan biri olur Küçük Denizkızı. Sadece 165 cm. boyundaki bronz heykel görenleri biraz hayal kırıklığına uğratsa da, kesinlikle bir Kopenhag klasiği…


Çeşit çeşit turlardan zevkinize uyanı seçin: Kopenhag fiziki yapısı itibariyle sizlere birçok tur seçeneği sunuyor: Bisiklet turları, yürüyüş turları, kanal turları… Bu dümdüz şehri bisikletle keşfetmek ayrı bir zevk! Yürümekten hoşlananlar da Kopenhag`a bayılacaklar. Yürüyüş ya da koşu alternatiflerinden birini seçebileceğiniz turlar 1,5 saat sürüyor. Kanal turları ise güzergah ve süresine göre değişiklik gösterse de; en ideali Deniz Kızı heykeline ve Opera&Holmen Adası`na giden turlar. Turuna göre dil seçenekleri değişse de İngilizce, Almanca ve Fransızca hemen tüm turlarda kullanılıyor.


Güzel havalarda kanal turuna ek olarak, üstü açık otobüslerle de şehri gezebilirsiniz: Tüm bu turlara ek olarak çıkabileceğiniz `caz turu`, akşam yemeği ile başlıyor ve Kopenhag`ta geceleri yapılabilecek aktivitelerden, popüler mekanlardan bahsediliyor. Alanında uzman bir rehber eşliğinde Kopenhag`ın caz geçmişine çıkacağınız yolculuk 5 saat sürüyor.


Yolunuza çıkan sanat müzelerini ve galerilerini gözden kaçırmayın!

* The Danish Museum of Art & Design (Bredgade 68), İskandinavya`da endüstriyel tasarım, uygulamalı sanatlar ve dekoratif sanatlar konusundaki en kapsamlı sergilere ev sahipliği yapıyor.

* Ny Carlsberg Glyptotek (Dantes Plads 7), iki başlığa ayrılmış, sayıları 10 binin üzerinde eser sunuyor. Birinci başlık Avrupa kültürünün Akdeniz beşiğini ele alırken, diğeri 19. ve 20. yüzyıl Fransız ve Danimarka sanatını içeriyor.

* Gallery Christian Dam, Gallery Birch, Gallery Asbæk, Bruun Rasmussen, Susanne Højriis ve Gallery Nørby Ny Havn`ın hemen yanındaki sokak Bredgade`de yer alıyor. Nikolaj Contemporary Art Center, Round Kule`nin hemen yakınındaki Rundetårn`da bulunurken; Bie&Vadstrup ve Gallery Faurschou Store, Strandstræde`de ve Gallery Weinberger, Valkendorfsgade`de.


Tage Andersen`in cennet bahçesine buyrun: Ny Adelgade`de yer alan bu tarihi ev ne bir müze, ne bir butik, ne de bir botanik bahçesi. Hayatını çeşit çeşit çiçeklere, hayvanlara doğanın tüm öğelerine adamış Tage Andersen Kopenhag`ın göbeğinde bambaşka bir dünya yaratmış. Fonda kuş sesleri kurutulmuş bitkiler, özenle hazırlanmış buketler, dünyanın dört bir yanından getirilmiş bitkiler…


Kopenhag Opera House`a gidin: Altınla kaplı yüzlerce metrelik tavanı, parıl parıl parlayan balkonlarıyla dünyanın en modern ve görkemli operalarından biri olan Kopenhag Operası, Danimarka`nın en saygın mimarlarından Henning Larsen tarafından yapıldı. Kopenhag`a gitmişken limanın yanı başındaki Opera`ya mutlaka gidin, en üst katına çıkın ve nefes kesen Kopenhag manzarasının tadını çıkarın. İşte Amaliehaven Çeşmesi ve Parkı, Amalienborg Sarayı ve Marble Kilisesi ayaklarınızın altında…


Louisiana Modern Sanat Müzesi`ni gezin: Modern sanatın Kopenhag`daki adresi Louisiana, şehir merkezinden 30 dakika uzaklıkta, kentin kuzeyinde eski bir park içinde yer alıyor. Her yıl 6-8 arası geçici koleksiyonun dışında; Arp, Francis Bacon, Calder, Dubuffet, Max Ernst, Sam Francis, Giacometti, Kiefer, Henry Moore, Picasso, Rauschenberg ve Warhol gibi uluslararası sanatçıların eserlerinin sergilendiği müze, yapısı ile ilginç bir mimari, deniz kıyısındaki konumu ile enfes bir manzara sunuyor.


Statens Museum for Kunst`u görün: Statens Museum for Kunst (The Danish National Gallery), 13. yüzyıldan günümüze Batı tarihini ve kültürel geçmişini 8000`in üzerinde eserle inceleyen tek müze. Resim, heykel, yerleştirme ve çizime dair İtalyan rönesans ressamlarından Tizian ve Mantegna; 17. yüzyılın cevherleri Rubens ve Rembrandt; Eckersberg ve Købke gibi Danimarka`nın altın çağının ressamları ve 20. yüzyıldan Henri Matisse, Edvard Munch ve Emil Nolde gibi sanatçıların eserleri ve daha fazlası mutlaka görülmeli.


Kraliyete ait sanat eserlerini keşfedin: Christiansborg Sarayı`ndaki yangının (1794) ardından Amalienborg Sarayı`na taşınan Kraliyet Ailesi, hala burada oturuyor. Dört büyük binadan oluşan sarayın hemen arkasında yer alan Amaliehaven Bahçesi, eşsiz çiçekleri ve Arnaldo Pomodoro yapımı heykelleriyle görülmeye değer. Kraliyete ait bir diğer önemli saray da, 1606`da inşa edilen ve aileye ait 400 yıllık hazine ve mücevherleri barındıran Rosenborg Sarayı. Christiansborg Sarayı ise Kopenhag Kalesi`nin yıkımı ile kuruldu. Şu an Danimarka Parlamentosu`na, Başbakan`ın odasına ve Anayasa Mahkemesi`ne ev sahipliği yapıyor.


Özgür bölge Christiania`yı görün: 1971 yılında bir grup hippinin, Danimarka hükümetini protesto etmek amacıyla terk edilmiş bir limana yerleşmesiyle başlayan Christiania komün hayatı, devlet otoritesini reddeden, uyuşturucu satım ve alımının serbest olduğu bir bölge yarattı. 1989 yılında Parlamento tarafından `yasal sosyal deney alanı` olarak kabul edilen bölge, adeta Danimarka hükümetinin sonsuz hoşgörüsünün bir sembolü oldu. Christiana rengarenk evleri, her daim cümbüşü, dışarı kapalı yaşayan halkı ile görülmesi gereken tecrübeler sunuyor. Özellikle son yıllarda `Christiania Bisikleti` olarak adlandırılan, önünde çocuklarınızı bile oturtabileceğiniz genişlikte bir kasası bulunan bisikletler çok popüler.


Moda haftalarına katılın: Tasarım ve moda dünyasında son yıllarda sıkça adı geçen Kopenhag Ağustos ve Şubat aylarında olmak üzere yılda iki kere Copenhagen Fashion Week`e (Kopenhag Moda Haftası) ev sahipliği yapıyor. 40.000`in üzerinde moda otoritesi ve markasını buluşturan moda günleri, İskandinav tasarımcıları ağırlıkta olmak üzere harika şovlara, koleksiyonlara ve partilere yer veriyor.


Kopenhag Caz Festivali`nin keyfini çıkarın: Her yıl Temmuz ayının ikinci haftası gibi düzenlenen Copenhagen Jazz Festival, uluslararası caz sanatçılarını tek çatı altında, Kuzey`in görkemli atmosferinde müzikseverlerle buluşturuyor. Konu caz olunca farklı bir kimliğe bürünen şehir her yıl festival süresince binlerce caz tutkununun akınına uğruyor.


Kopenhag`ın dışına çıkın; çevre kentleri keşfedin.


Malmö`de Turning Torso: İsveç`te şirin bir liman kenti olan Malmö, Kopenhag`a Oresund Köprüsü`yle bağlanıyor. Trenle 40 dakikada ulaşacağınız, İsveç`in üçüncü büyük kenti Malmö, birer birer deneysel mimarinin çarpıcı örnekleriyle çevreleniyor. 190 metre yüksekliği ile 90 derece burgu yaparak kıvrılan `Turning Torso`nun taçlandırdığı `Bo01` alanı çılgın, eğlenceli ve doğa dostu mimari tasarımlarıyla diğer şehirleri kıskandırsa da, halkın bu durumdan pek de hoşnut olduğunu söyleyemeyiz. Malmö`ye gitmişken; Lilla Torg meydanındaki kafelerde kahve için, Kungsparken`daki yel değirmenini, Malmöhus Kalesi`ni ve St. Peter Kilisesi`ni görün. Gamla Väster`de dolaşın rengarenk evleri seyredin. Mutlaka Kungsparken ve Slottsparken parklarında yürüyüş yapın. Gidiş tarihlerinizi Ağustos ayına denk getirebilirseniz Malmö Festivali`ne de katılın.


Billund`a Legoland`a gidin: Batı Danimarka`da, Kopenhag`a trenle 3 saat, uçakla 45 dakika uzaklıkta bulunan Billund kenti, dünyanın dört Legoland`inden birine ev sahipliği yapıyor. Dalgalı bir denizde yüzen köpekbalığından tutun da vahşi Batı`ya kadar, buradaki tüm maketler milyarlarca lego parçasıyla yapılmış! Büyük küçük herkesin hayranlıkla seyredeceği parklar barındıran Legoland, vakti olanların kaçırmaması gereken inanılmaz bir yer.


Roskilde`i görün, efsanevi konserleri anın: Kopenhag`ın 30 dakika batısında yer alan Roskilde, Gorm thr Old adında bir Viking`in keşfi! Kuzey Avrupa`nın ilk Gotik katedrali Roskilde Katedrali ve Viking gemilerinin yer aldığı Viking Ship Museum görülmeye değer eserler. Yürüyüş yolu şirin kafeler, restoranlar ve butiklerle çevrili olan Roskilde, şüphesiz eşsiz tarihi kadar müzik festivaliyle de dünyaca ünlü. Her yıl Temmuz ayının ilk haftası düzenlenen Roskilde Festival`in muazzam sanatçı listesi, dünyanın dört bir yanından müzikseverleri Avrupa`nın kuzeyinde topluyor.


Elsinore`ye, Hamlet`in ilk kez oynandığı kaleye gidin: Danimarka`nın kuzeyinde, İsveç`e en yakın olduğu noktada yer alan Elsinore`deki Kronborg Kalesi, yüzyıllardır Kuzey Avrupa`nın en önemli Rönesans kalesi olarak kabul ediliyor. 2000 yılında UNESCO tarafından `Dünya Kültür Mirasları`na alınan kalenin çok önemli bir özelliği var: William Shakespeare`ın dünyaca ünlü tragedyası Hamlet`in ilk oynandığı kale olması. Her yıl yaklaşık 200 bin kişinin ziyaret ettiği kale, 62 metre uzunluğundaki balo salonu ile dillere destan.


Faydalı bilgiler...

* Danimarka`nın para birimi Danimarka Kronu; gitmeden önce mutlaka tedarik edin.

* Kopenhag-İstanbul 3,5 saat, THY`nın Ankara ve İzmir uçuşları İstanbul üzerinden yapılıyor.

* Kopenhag havalimanı Kastrup, şehir merkezine trenle 10 dakika uzaklıkta.

* Taksi İstanbul`a kıyasla pahalı, otobüs biletleri 4 TL, daha uygun fiyatlı 10`luk biletler de mevcut.

* `Copenhagen Card` 60 müzeye ücretsiz giriş ve toplu taşıma araçlarına biletsiz biniş imkanı sağlıyor.

* Sık sık yağmur yağıyor, şemsiyenizi yanınıza almayı unutmayın!

* Herkes çok iyi düzeyde İngilizce konuşabiliyor ve çok sıcakkanlı; soru sormaya çekinmeyin.

  Neden gitmeli?
  Nerede kalmalı?
  Nerede yemeli - içmeli?
  Nerede eğlenmeli?
  Nereden alışveriş yapmalı?
  Neyi mutlaka görmeli - yapmalı?
Kopenhag
Kopenhag
Kopenhag
Kopenhag
Kopenhag
Kopenhag
Kopenhag Kopenhag Kopenhag Kopenhag Kopenhag Kopenhag

 

 

 

 

 

 
 
SUENO HOTELS BEACH SIDE`DE KAÇIRILMAYACAK ERKEN REZERVASYON FIRSATI, SON GUN 30 NİSAN!
SUENO HOTELS BEACH SIDE`DE KAÇIRILMAYACAK ERKEN REZERVASYON FIRSATI, SON GUN 30 NİSAN!
GOLDEN AGE II HOTEL - TAKSİM`DE ÇOK ÖZEL FIRSAT!
GOLDEN AGE II HOTEL - TAKSİM`DE ÇOK ÖZEL FIRSAT!
DİVAN İSTANBUL CITY`DE, 30 ARALIK - 02 OCAK TARİHLERİ ARASINDA YILBAŞINA ÖZEL İNDİRİMLİ FİYAT!
DİVAN İSTANBUL CITY`DE, 30 ARALIK - 02 OCAK TARİHLERİ ARASINDA YILBAŞINA ÖZEL İNDİRİMLİ FİYAT!
Kaçan Fırsatlar'a gözat
 
Şirket
Seyahat Kampanyası Hakkında
İletişim
Şirket Hakkında
Gizlilik Politikası
Kullanıcı Sözleşmesi
Daha Fazlasını Öğrenin
Güvenli alışveriş
Sıkça Sorulan Sorular
Seyahat Kampanyası Nasıl Çalışır?
Bültene Kaydol
Bize ulaşın
Güncel
Şehir Rehberi
Bizi takip edin
be Group projesidir | Copyright © 2014 Seyahat Kampanyası